Benim hayatım
İnsan kendini nasıl biliyor ve nasıl yaşıyor diye baktığımız da,ilk önce kendi hayatımızdan başlamalı ve hayatımızda yaşadıklarımızdan dersler çıkarmalı,derslerin iyilerini sunmalı,kötülerinden de insanları sakındırmalıyız. Örneğin insan hayatında önce,ben dünyada neden varım,gücüm nereye kadar,nasıl yaşamalıyım diye kendini sorgulaması gerekir.Doğmak kendimizden olmadığı gibi,ölmekte kendimizin elinde olmadığını kavrıyoruz,bu aradaki dünya yaşamını nasıl ve ne şekilde yaşamamız gerektiğini kendi isteklerimize bırakıldığını,müdahale edilmediğini,İnsanın hür bir iradeye sahip olduğunu ve bu iradesinden dolayı sorumlu ve yükümlü bulunduğunu gösteren ayetler vardır.”Nefse ve ona birtakım kabiliyetler verip de iyilik ve kötülüklerini ilham edene yemin ederim”(eş-Şems 91/7-8)...””Şüphesiz biz ona doğru yolu gösterdik.İster şükredici olsun,ister nankör””(el-İnsan76/3)...””Kim iyi bir iş yaparsa lehine,kim de kötülük yaparsa aleyhinedir.Rabbin kullara asla zulmedici değildir.””(Fussilet 41-46)..Ayetiyle,
Bu durumda Allah(c.c)’ın ilmi, kulun seçimine bağlı olup, Allah(c.c)’ın ezeli manada bir şeyi bilmesinin,kulun irade ve seçimi üzerinde zorlayıcı bir etkisi yoktur anlaşılmaktadır.Allah(c.c) kulu seçen ve seçtiklerinden sorumlu olan bir varlık olarak yaratmış,onu emir ve yasaklarla sorumlu ve yükümlü tutmuştur.Allah(c.c) ,ben sizi yeryüzüne tertemiz gönderdim,tertemiz geri gelin,ne kendinizi kirletin nede etrafınızı diye bizlere öğüt veriyor.Kim ne olursa olsun,hangi milletten bulunursa bulunsun,hiç kimseyi ve hiç bir şeyi küçümsememek,hor bakmamak ve hakir görmemek gerekir,her şeyi Allah(c.c) yarattı yahu! Bizler insan olmak için müracaat mı ettik,kendi isteğimiz değildi,amma şimdi hayvan olmak istemeyeceğimiz gibi! Yani hayvanca davranışlardan uzak kalmalıyız, insanlığa yakışır bir şekilde iyilik edip kötülüklerden uzak kalmak ve çevremize de çok ama çok duyarlı olmalıyız.Allah(c.c) tüm kainatı eksiksiz ve noksansız yaratmıştır,neye bakarsanız bakın her şey tam yerinde ve bizlere hitap edecek şekilde,örneğin: Deveye binmek istesek deveye Hıh deriz deve bize hizmet etmek için eğilir,çünkü ona öyle fıtrat verilmiş, eşek hıh’tan anlamaz,ama o’na da çüş dedik mi dinler ve bize hizmete tabi olur.Kainatı bizlere sunan Rabbimize hamdü senalar olsun ki,bizleri kainatın efendisi kılmış,ne kadar şükretsek azdır,tabii ki farkına varabilirsek,ama bizler sadece dünya hayatımızın vazgeçilmez olduğuna kanıp,yapmamız gerekenleri daha sonra yaparız diyoruz,ama fırsatımızın olup olmayacağını bilmiyoruz,Rabbimizin bizlerden istediğini algılayıp,bizler aciz kulları olarak,iyi bir müslüman, doğru bir insan olmak,İbadet ve itaat etmemizi emrediyor.Bizler ne kadarını yapıyoruz hiç kendimizi sorguluyor muyuz,nefsimizle ne kadar ve ne şekilde mücadele ediyoruz,oysaki ömür bizler için sadece bir anlık nefestir,bunu hepimiz biliyoruz,Dünya güzelliklerini,ebedi güzelliğe feda etmeyenler,””Belki siz dünya hayatını üstün tutuyorsunuz. Halbuki Ahiret daha hayırlı ve daha devamlıdır..”(A’la,16-17) ayeti ile de anlaşılacağı gibi.Bizler dünya ya,Dünya bize misafir.Kim ne götürdü diyoruz ya,ama yinede dünya için daha çok uğraşmaktayız,kazandıklarımızla hayırlı yaşamaya ve hayırlı İnsanlar yetiştirmeye gayret göstermeliyiz.
Bu dünyadaki zillet ve sefillik, muvakkat (geçici) ve hafif bir şeydir. Fakat Ahiret böyle değildir. O daha şiddetli ve daha süreklidir. Nitekim:””Hiç şüphe yok ki Ahiret azabı daha ağır ve daha süreklidir.””(Taha,127)
Bütün bunlardan anlaşıldığına göre insan bu dünyada kendi çalışmasıyla kuvvet ve kudret sahibi olabilir,Mevki ve makam kazanabilir.İnsan bu dünyada sarf ettiği kuvvet ve çalışmayı ebedi alemi olan Ahiret yurdu için de gayret sarfetse, Allah(c.c)’ın rızasını kazanmış olarak yanına ve yerine döner,Allah(c.c) cümlemizi rızasını kazanan kullarından eylesin.Amin..!
Şaban EROL