E-Bülten

 
Şüpheli hayatlar, vurdumduymaz insanlar

 

 
Yaşam nasıl olsa geçiyor, öyle ya da böyle. Aman canım sende ölümlü dünya, boş ver yaşamana bak. Zamanın ötesinde bir hayatın varlığı nedense az kalıyor düşüncelerde. Ölüm korkutuyor bir çoğumuzu güzelim yaşam varken öyle değil mi? Artı daha az güveniyoruz birbirimize. Artık daha az tutuyoruz verdiğimiz sözleri. Artık önemsemiyoruz acizliğinden veya çaresizliğinden yere düşenleri. Eskilerin kötü deyişi ile “ yere düşene bir tekme de sen vuracaksın “ misali. Her şeyin içinde bir şüphe, şüpheli hayatlarda ise mutsuzluk hakim olmuş. Acabalar, nedenler, niçinler derken kendimizi hayal aleminin içinde kral yapmışız. Lakin bu öyle bir kral ki, ne sarayı var, ne de hizmetçisi. Bir başına kral, bazen de kraldan fazla kral. Alacağına arslan, borcuna kedi olan insan menfaati için yakıp yıkmış, o harabenin ortasında bir tek kendini bırakmış. Dürüstlüğü başkalarından beklerken, biz ne kadar dürüst olduk. Saydık, sevdik mi karşılığını beklerken. Yalnızlığı kimse sevmez, kalabalıkta ise herkes yalnız kalmak ister. İnsanın pişmanlıkları, acabaları, manevi eksikleri, şüpheleri ve umursamadan geride bıraktığı yılları, yakasını bırakmaz insanın yalnız kalınca. Kalabalık ise bazıları için kusurlarını örtme, bazıları için gösteriş, bazıları için sohbet-kaynaşma-tanışma, bazıları için gönüllerde bir olmaktır. Ne yaparsa yapsın insan veya kendisine ne yapılırsa yapılsın, önemli olan hissettikleri ve vicdanı kanaatidir. Kalp aleminde ızdırap ve çile içinde yaşayan bir insana, ne ikram ederseniz edin, mutlu olamaz. Yüreği yangın yerine dönmüş, bir sevdiğini kaybetmiş acılı insan misali. Hani ateş düştüğü yeri yakar diyoruz ya. İşte bazı şeyler vardır ki ancak yanarak hayat bulur. Günahın cezası cehennem yani ateş ise, Allah rızasının ve cennetin karşılığı da yine Allah aşkı ile yanmaktır. İnsan ya Allah aşkı ile yanacak, ya da günahlarının ateşi ile. Herkes sermayesini dünyadan götürür, ait olduğu daimi evi olan mekanı Ahiret’e. Sermayen sevgi ve muhabbet ise, odur seni karşılayacak olan. Yok sermayen öfke ve kin ise, karşılaştığın da farklı olmayacaktır. Dünya tarlasında ne ekersen onu biçersin misali. Öyle insanlar var ki, aramızda dua ile yaşayan, hatta kendisi bizzat dua olan. Şimdi biz o insanın kalbini kırdığımızda, aldattığımızda kimi kırdık, kimi aldattık acaba. Bazen kapımıza gelen elçilere kızarız da yine affederiz. Çünkü kişinin hatırı yoksa, sahibinin hatırı var. Her insanın sahibi Allah’tır. Körkütük sarhoş olana da, yolunu şaşırmış, öfkesinden çıldırmışa da hoş davran, güzel davran ki sen örneklerin en güzeli ol, taşıdığın insan sıfatı ile. Şüpheleri, acabaları bir kenara at ki, kendi vicdanında huzura er. Er ki ermişlerden olasın. Bir garip olmanın yollarını ara. Kibir ve gurur insanın en büyük düşmanıdır. Ve en kötü huyların başıdır. Eğer gerçekten bir şeylerin peşine gideceksek, bu yol sevginin, dostluğun ve insan olmanın yolu olmalıdır. Şüphesiz ve acabasız çıkılan yolun yolcusu olmakta şereflerin en yücesidir. İster yol tamamlansın ister tamam olmasın, niyet hayır akıbet hayır. Hz.Süleyman ( A.S ) ile karıncanın olayında ki misal “ Karınca ağır adımlarla yol alırken,  Hz.Süleyman ( (A.S ) soruyor “Ey karınca nereye gidiyorsun” diye. Karınca Kâbe ye gidiyorum demiş. Hz.Süleyman ( (A.S ) da buna gücünün yetmeyeceğini ve yarı yola varmadan öleceğini söyleyince karınca “ Varsın öyle olsun, gidemesem de onun yolunda öleyim” örneğin de ki misali yaşamak lazım. Ya da Besmelenin önemini tam anlayıp, gönle indiren bir garibin hikayesinde ki gibi. Çok eski zamanlarda İstanbul da bulunan yeni cami de bir Cuma namazı vakti. Vaaz veren imam efendi Besmele-i Şerifin önemini anlatıyor, hakkında en derin örnekler veriyordu. Cemaatın arasında öyle biri vardı ki, gönül gözü ile hoca efendiyi dinliyor, hoca ne derse içinden tamam diyordu. Derken Cuma namazı kılınıyor ve cemaat dağılıyor. Vaazı çok iyi dinleyen kişi, caminin çıkışında imam efendiyi bekliyor ve imam görününce hemen yanına koşuyor. Selam verip başlıyorlar birlikte yürümeye. Kadıköy iskelesine yaklaştıkları anda, cemaatte ki kişi bakıyor ki hoca efendi jeton alıyor. Hemen koşuyor hocannı yanına “ Hocam ne gerek var, jetona buyurun beraber denizden yürüyerek geçelim karşıya diyor sessizce “ İmam efendi o nasıl olacak diye sorunca “ Hocam siz vaaz ederken demediniz mi besmele her şeyin başıdır. İmanla söylenen besmele ile aşılmayacak engel, görülmeyen iş yoktur diye. Hoca efendi anlıyor olayı ve tamam diyor. İkisi birlikte geliyorlar denizin kenarına. Cemaatte ki kişi besmeleyi çekiyor ve başlıyor denizde yürümeye. 10,15 metre yürüdükten sonra bakıyor ki arkasına hoca efendi rıhtım da bekliyor. Sesleniyor denizden hadi hocam sizi bekliyorum diye. Hoca efendi tamam diyor besmeleyi çekiyor ve ilk adımda denizin içine giriyor. Cemaate ki kişi geri gelerek hoca efendinin elinden tutuyor ve çekip çıkarıyor denizden. Hemen soruyor hocam bu nasıl olur diye. “ hoca efendi tek kelime şunu söylüyor, ACABA DEDİM. İşte her şey gönül işi, anlayış işi. Söyleyen söyletene, dinleyen kendisine bakacak ki acabalardan uzak, şüphelerden uzak kalalım.

Döviz

1 $ = 1,51 YTL
1 € = 1,94 YTL
189673 Ziyaretçi

Hava Durumu