E-Bülten

Bize Ne Oldu ?

Mazeretlerle yaşayan insanlar olarak, yaşadığımız her alanda hemen hemen her şeyden şikâyet eder olduk. Takıntı ve alışkanlıklarımızın esiri olarak nice yılları beyhude yaşadık ve üstelikte tüm bunların farkına varmadan, hiç pişman olmadan, üzülmeden tükettik ömrümüzü. Bize verilen sözlerin veya emanet ettiğimiz şeylerin hesabını inceden inceye sorarken, biz sözümüzde durmadık ve emanete hıyanet ettik. Tek derdimiz kederimiz geçim derdi olmuş… Yaşımız 70’te olsa derdimiz hep aynı. Şimdi hatırlıyorum rahmetli babaannemin bize harçlık verdiği günleri. Babaannemin hiç parası yoktu, bana verdiği harçlığı da rahmetli babam verirdi. Bende rahmetli babaanneme şöyle sorardım” Babaanne niye bana harçlık veriyorsun, babam bana harçlık verdi, o senin hakkın diye.” Rahmetli babaannemde aynen şöyle derdi nur içinde yatsın “ Torunum bu dünya malıdır, al sen şunu da git kendine gazoz al şeker al, bize dünya malı lazım değil” derdi… Peki, bize ne oldu da sadece paranın, lüksün, ihtişamın, cakanın, fiyakanın, kibirin, gururun, nefretin, öfkenin, aldatmacanın ve gösteriş cehenneminin ateşinde yaşar hale geldik. Faydası var gibi gözüken ve sadece birkaçını saydığımız, esiri olduğumuz alışkanlıklarımızı kişisel anlamda acaba kaçımız analiz ettik. Eğer kendimizi dosdoğru bir teste tabi tutarsak bu testin sonucu da muhakkak olumsuz çıkacaktır. Nedenler ise gayet açık. Nefretle yaşıyoruz bu bir. Verdiğimiz sözleri tutmuyor ve kalp kırıyoruz bu iki. Geçici olan dünya ve onun nimetlerine adeta tapar gibi yaşıyoruz ve sahip olduklarımıza toz dahi kondurmuyoruz bu üç. Daha saymama gerek yok sanırım sesinizi duyar gibiyim bu kadarı yeter diye. Dostlarım her şeyin başı ALLAH korkusudur, sevgisidir. Var olan her şey akıl sahibi insanlar için ibrettir, örnektir. Gören gözle bakıp, kalp terazisinde değerlendirmek ve akılla keşfetmek gerek alemlerde ki incelikleri ve sanatı. Alemlerse ancak Arif olan insandan bulunur. Bilmediğimiz yollara giderken ilk aldığımız tedbir yanımıza harita almaktır. Ya da yanımıza yolları iyi bilen bir sevdiğimizi. Bu yol Hakk’ın yoludur. Kitapla da gelsen, Allahın sevdiği ile de gelsen birdir. Dostlarım denedik mi hiç nefretimizi terk etmeyi, bir günlüğüne de olsa doğru insan olmayı. Fazla değil senede sadece bir gün ALLAH rızasını kazanacağımız işler yapmayı. Deneyinde görün kendi aleminizin dünyasını. Karanlıklar deryasında seyreden simsiyah bir geminin, simsiyah elbiselere bürünmüş bir tayfasını düşünün. Anlatımı bile kasvetli geliyor insana değilmi? İşte tarifi bile moralimizi bozmaya yetiyorsa nasıl hala, o tayfa gibi yaşamak isteriz anlayamıyorum, anlam veremiyorum. Bize çok şeyler olmuşta sorulursa da gayet iyiyiz. Maddi durumumuz iyi ise hiçbir sorunumuzda yok. Şimdi insana farklı bir boyuttan bakalım. İnsanın kendini tanıması, insanlığınla var olan âlemlerin kapısını açar. Yani insanın kendisi bir âlemdir. Ancak bunu insan gibi yaşamaya başlayınca ve Rahmana olan yakınlığınca keşfeder. İnsanın keşfettiği kendisi, yani kendi âlemidir. Küçük yaşlarda birçoğumuz hatırlar, büyüklerimiz hep şöyle derdi “ Aman evladım sakın derinlere girme sonra kafayı sıyırırsın maazallah” diye. Şimdi bakıyorum bize bunları söyleyen büyüklerimize de üzülüyorum. İnsanın kendini tanıması, Rabbini bilmesi, Hakikatle yüzleşmesi, İmanla buluşması ve Rahman’ın “ BEN HİÇBİR YERE SIĞMAM, ANCAK BANA İNANAN KULUMUN KALBİNE(GÖNLÜNE) SIĞARIM” sırrına vakıf olması mı kafayı sıyırmak? Özetle noktalarsak kendini bilen Rabbini bilir, Rabbini bilen İnsan ise güzeldir değerli dostlarım.
 

Döviz

1 $ = 1,51 YTL
1 € = 1,94 YTL
189675 Ziyaretçi

Hava Durumu