Neler yaşıyoruz
Terörün ve Ekonominin can yakmaya devam ettiği şu aşamada, nereye baksak gaflet ve karanlık görüyoruz.Gelecek planlarının tamamen tükendiği, işadamı, esnaf, memur,işçi, emekli ve vatandaşımızın umutsuzluk girdabında bocaladığı hayatlar yaşıyoruz artık… Hani hatırlarsınız bizim çok meşhur “ Bana nelerimiz vardı ya!” işte o nokta bizi bu durumlara getirdi. Artık güneydoğu illerimizde bir vatandaşımız eline Türk Bayrağımızı alıp “ KAHROLSUN PKK” diyerek bağıramıyor bile. DTP’nin terör örgütü P.K.K’nın sözcülüğünü yaptığını sanırım bilmeyeniniz yok. Peki bizim bildiğimizi hükümet bilmiyor mu? Türk Silahlı Kuvvetleri bilmiyor mu? Seçim meydanlarında sesini her defasında yükselten, önüne çıkana açıkça tehditler savuran DTP’nin kanlı amacına ulaşmak için gösterdiği çaba ve gayreti görmedik, bilmiyoruz diyemeyiz. Milletvekilliğinin arkasına sığınıp terörün propagandasını yapan ve halkı alenen isyana davet eden DTP veya kapatılsa dahi bu kişilerin kuracağı başka partinin derhal önlemi alınmalıdır. DTP’nin seçim konvoyunun jandarma tarafından durdurulmasını hazmedemeyen Sırrı SAKIK, Jandarma komutanına “ AK Partiye gösterdiğiniz yakın ilgiyi bize de gösterin” diyor. Hemen açıklama yapalım “ Asker, vatanını, milletini seven, Türk bayrağına bayrağım diyen, Vatan her şeyden kutsaldır diyen herkese, her partiye ılımlıdır, sıcaktır, dosttur. Ancak bunların karşısında olanlara tavırlıdır, dostta değildir. DTP dost olmayan bölümde yer aldığı için karşılaştığı muamele de iyi olmayacak tabi. Bebek katili, vatan haini Abdullah ÖCALAN’a sayın diyen DTP’liler, teröristlere vatan haini demedikleri gibi, Silahlı kuvvetlerimize de işgalci güçler diye hitap etmektedirler. Hainlere buradan soruyorum, kim kimin vatanında işgalci güçtür, 40 bin insanımızın, şehitlerimizin katillerimi bu vatanın sahibidir. Yargıya ve Türk Silahlı Kuvvetlerimize DTP’nin ne kadar tehlikeli bir tavır ve tutum içinde olduğunu buradan bir kez daha hatırlatmak istiyorum.Yeminle söylüyorum DTP seçim meydanlarında hakaretlerle dolu sloganlar attıkça, sokaklarımız, işyerlerimiz, araçlarımız yandıkça, yakındır ki Aziz Şehitlerimiz yattıkları, kabirlerinden kalkacak ve boğazımıza sarılacaklar. Bize hesap soracaklar. Ve diyecekler ki “ Biz Aziz Vatan için öldük, Aziz Bayrağımız için can verdik, Vatanı,anamızdan,babamızdan sevdiğimizden daha aziz bildik, en çok sevdiğimiz vatan dedik, üzerinde yaşadığımız kutsal topraklar için, birliğimiz dirliğimiz için bir değil bin canımız olsa feda olsun dedik. Siz ne yapıyorsunuz, nasıl yaşıyorsunuz, yazık diyecekler, yazıklar olsun size “ diyecekler diye vallahi ödüm kopuyor. Bildiğiniz gibi son günlerde siyasilerimize de bir haller oldu. Bizim bile kanımızı donduracak bu olaylardan sonra, hiçbir siyasi parti liderinin açıklamasını göremiyoruz. Bırakın artık bu ayrı gayrı havalarını. Ülkede birlik ve beraberlik zamanı geldi de geçiyor bile. Birleşin ve bir çatı altında yer alın. Amaç ülkeye hizmet etmek ise eğer bu millet sizden bunu bekler. Halkın artık hiçbir siyasetçiye güveni kalmadı. Gelen canımızı yaktı, giden de. Kışın ortasında doğalgaza, elektriğe yapılan ölümcül zamları sanırım hiçbirimiz unutmayacak. Halkın yanındayız siz rahat olun politikaları… Kendileri rahat ya, herkesi rahat zannediyorlar. Millet can çekişiyor, Hükümet dua edin, geçer diyor. Dua edeceğiz muhakkak ama hiçbir şey yapmayarak değil. Memleket nerdeyse elden gidiyor, siyasilerimizde meclis kulislerinde sıcak sohbetlere devam ediyor. Bu ne pişkinlik ne rahatlık vallahi pes doğrusu. Halkımızda, bizlerde şaşırdık artık. Nereye dönsek, neye elimiz atsak beyhude. Sayın Başbakan 20 araçlık konvoyla gezerken, son model arabalara binerken Türkiye’yi temsil ediyor değil mi? Ama bizim ( genelleme yaparsak) böyle bir lüksümüz yok. Her şeyin başında artık milletçe fakir ve garibanız. Bunu başardılar sonunda tebrik ederim hükümeti. Bizi bir lokma ekmeğe muhtaç edenlere hesap soracak olanda yok maalesef( ALLAH hariç ). Memleketi idare edenler halkından habersiz, ocaklarında ne pişirdiğini, hanelerinde ne olduğunu bilmiyor, bilmekte istemiyor. Geçmiş zamanı kontrol edemezsiniz ama geleceği edebilirsiniz. Hiçbir şey için asla geç değil. Yeter ki kış uykusundan uyanalım. Tembelliği ve bana nelerimizi bırakalım artık. Birbirimize kenetlendik mi, sorunların evvel ALLAH’ın izniyle bir bir üstesinden geliriz. Aynı kurtuluş savaşındaki gibi. Dünde dostumuz yoktu bugün de. Var olanların dostluğu ise tamamen çıkar üzerine kurulu. Son söz’ Bir olalım kardeş olalım. Yoksa asla ve de asla kaybettiklerimizi kazanamayız’ bilmem anlatabildim mi …
Ercüment ÖZDİKER ( son güncelleme 03.12.2008 )